
Çetin Cinemre
NEZAKETNezaket bir insanın sadece kendini değil, başkalarını da düşünmesi; kendini onların yerine koyması ve onlara kendini görmek istedikleri şekilde görünmesi demektir. Bu tanıma göre nezaketin içinde empati ve maske vardır. Kendini başka insanların yerine koymak ve onların bakış açısı ile kendini değerlendirmek, öte yandan insanlara ters gelecek veya onları rahatsız edecek duygu ve düşünceleri gizlemek (kendine saklamak) nezaketin gerekleridir. Nezaket toplum içinde birlikte yaşamanın doğurduğu bir olgudur. İnsanlar birbirine nezaket gösterirse, daha güzel ve düzeyli ilişkiler kurulabilir. Nezaketin olmadığı bir ilişki, zamanla yıpranır. Taraflar açısından da yıpratıcı olur. Nezaketsizlik, ilişkiyi zehirler. Oysa ilişkileri beslemek gerekir. Hatta arada sırada bakıma almak faydalıdır. Tabi ki hangi insanla hangi ilişkinin sıcak tutulacağı veya soğumaya bırakılacağı kişinin seçimine bağlıdır. Bu seçime saygı duyulmalıdır. İnsanları rahatsız eden her söylem ve eylem, nezaketsizlik olarak görülebilir. Söylem veya eylem, sahibi açısından nezaketsizlik sayılmayabilir. Ancak bir davranışın doğru veya yanlış olması, insanlar üzerinde yaptığı etkiye göre değerlendirilmelidir. Bu bağlamda etki olumsuz ise, davranış yanlış demektir. Örneğin; çalışma arkadaşının hatasını -iyiniyetle de olsa- başka insanların arasında söylemek –ki buna “yüzüne vurmak” denir- rahatsız edicidir. Doğrusu kişiyi bir köşeye çekerek hatasını teke tek görüşme sırasında söylemektir. Aynı şekilde bir erkek, başka bir erkek ile argo konuşurken bir bayanın yanında kelimelerini özenle seçmek zorundadır. Nezaket her ilişkide ölçülü olmak, sözünü ölçerek biçerek konuşmak demektir. “Dobra” olmak amacıyla, her şeyi olur olmaz yerde (ortam ve koşulları dikkate almadan) söylemek; yani patavatsızlık yapmak, pot kırmak ve böylece insanları incitmek savunulamaz bir yaklaşımdır. Nezaketsiz davranışlar, çok sayıda örneklendirilebilir. Bir insanın rengine, ırkına, milliyetine, dinine, diline, mesleğine, kıyafetine bakarak onun hakkında yargıya varmak; aşağılayıcı söylemler kullanmak insanın, insana yapabileceği en büyük kötülüklerden biridir. Bu bağlamda nezaketsizlik, aslında insan haklarına aykırıdır. Nezaket insanın yontulmuşluk derecesini gösterir. Yontulmuş, pişmiş (pişkin değil) insan; olgun insandır. Olgunluğun belirtilerinden biri de nezakettir. Nezaket sahibi insanın bazı özellikleri şöyle sıralanabilir: - Söylemleri kulağa, eylemleri göze hoş gelir. - İnsanlara iltifat etme ve kendilerini iyi hissetmelerini sağlama konusunda çok başarılıdır. - Başkalarını düşünme, onları dikkate alma konusunda duyarlıdır. - Başkalarına fazlaca odaklandığı zaman, kendini unutma veya ihmal etme noktasına gelebilir. - İnsanların kendisi ile ilgili düşüncelerine çok değer verir. - İlişkilerinde dikkatli ve özenlidir. - Bazı duygu ve düşüncelerinin rahatsız edici olacağını hissettiği anda maske takar. Bu anlamda her zaman olduğu gibi görünmez. - Ayrıntılara dikkat eder. İncelik gösterir. Nezaketi, sadece Batı kültürünün bir özelliği olarak kabul etmek doğru değildir. Nezaket her kültürde vardır. Neyin nezaket, neyin nezaketsizlik olduğu; toplumdan topluma, kültürden kültüre değişir. Nezaket kuralları ve uygulamaları farklıdır. Bir kültürün nezaket kuralları, başka bir kültür tarafından anlaşılmaz, saçma, garip bulunabilir. Örneğin, Batı kültüründe yemeğe çıkan kadın ve erkek iki arkadaş, kendi hesaplarını kendileri öderken; diğer bir çok kültürde olduğu gibi bizim kültürümüzde de bu çok yanlış veya ayıp olarak kabul edilir. Hesabı erkeğin ödemesi bir nezaket kuralıdır. Kültür, dinamiktir. İnsanların yaşam tarzı sürekli değişmektedir. Nezaket kuralları da değişmektedir. Son yıllarda sosyal ilişkilerimizde nezaketin giderek azaldığı şeklinde görüşler dile getirilmektedir. Eskiden var olan nezaketi şimdi neden kaybediyoruz? Birbirimizden bir şey isterken rica etmeyi; belki işi,/görevi olsa da bizim için yaptığı bir şey için birine teşekkür etmeyi, hata yaptığımız zaman özür dilemeyi, bizim için özel insanların özel günlerini hatırlamayı ve kutlamayı, onların hatırını sormayı, belediye otobüsünde yaşlılara yer vermeyi, bir büyüğün veya misafirin yanında oturuşumuza dikkat etmeyi unutmaya mı başladık? Hayat koşullarının getirdiği stres, yorgunluk, geçim sıkıntısı, trafik, günlük koşuşturmalar; bizi birbirimizi düşünmekten, birbirimize zaman ayırmaktan alıkoymaktadır. Mekanikleşen hayat, insani özellikleri törpülemektedir. Özellikle büyük şehirlerde bu, çok açık görülmektedir. İnsani bir çok özelliği yaşatan Anadolu kültürü, ne yazık ki büyük şehirlerde kaybolmuştur. Ancak sebep ne olursa olsun, nezaket insani bir özelliktir. Bu özelliği yitirmemeye çalışmalı, nezaketsizlikler karşısında kendi nezaketimizi korumaya çalışmalıyız. |


