Chinese English German Russian Spanish Turkish
subat_2012

By A Web Design Company

 

 bahri

Bahri Olgun

SUÇUMUZ NE?

  • Hayat su gibi akıyor, ömür geçiyor.
  • 54 yıllık ömrümü gözümün önüne getiriyorum.
  • İlkokulu Sinop’un Lala köyünde okudum, 3 sınıflı, 2 öğretmenli (son senemde 3 öğretmen). Evimize 3-4 km uzaklıkta, yolu yok, suyu yok, tuvaleti dışarıda, gitmeye korkardık. Isınmak için her öğrenci en az bir parça odun getirmek zorunda idi. Yokluklar içinde ve birde süttozu denilen Amerikan işi berbat içecek !!!
  • Lise çağımız geldi; gidebileceğimiz tek lise Sinop merkez de-ilçelerde lise yok. Orta okulu bitirdin mi gurbetçilik başlıyordu.
  • Büyümenin kendi zorlukları varken, birde dış etkenler işi hepten zorlaştırıyordu, 12 Mart gibi, Yüksek enflasyon gibi, sürekli yapılan Devalüasyonlar gibi. Dışa bağımlı ekonomi nedeniyle hayat pahalı, alım gücü düşük, Her şey ‘’KAÇAK’’ en başta sigara… Avrupa malı bir şey gördük mü içimizi geçirip duruyoruz… Ah ahh…
  • O günün şartlarında, tüm gençlik taraf olmuş ya sağcı, ya solcu. Bir kısmı da ‘’Dinci’’ ‘’Birlikten kuvvet doğar’’ diye öğretilmiş ancak sürekli ayrılık tohumları ekiliyor. Montaj sanayi kuruluyor. Sermaye 3-5 Ailede toplanıyor. Her gün 15-20 genç masum hayatını kaybediyor. Nihayet 24 Ocak kararları açıklanıyor. ‘’Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’’ mantığı egemen oluyor. Daha doğrusu olsun isteniyor da ülkenin ne ekonomi, ne hukuk,  ne de demografik yapısı buna uygun değil. Ee ne lazım Darbe hem de ‘’derin darbe’’  ölenler, kayıplar, yurtdışına kaçanlar, eğitimini yarıda bırakanlar. Kısacası son derece cesur, yiğit, gözü pek, zeki, genç bir nesil yok ediliyor ki istenilen düzen kurulsun, kimse itiraz etmesin, herkes sessizce olanları izlesin. Ülkemiz Emperyalizmin kıskacında biraz daha sömürülsün.
  • İnsan haklarının adı olsun kendisi olmasın. Devletin ‘’hizmet’’ için kurduğu, tüm yapılar, insanlarımızın içeri giremediği, horlandığı, itilip kakıldığı bolca rüşvet çarkının döndüğü bir yer haline geldi. Üretmek yerine zaman geçirmek moda oldu… ‘’Salla başı, al maaşı’’…
  • Piyasa ekonomisi diye ülkemize özel bir yapı tavsiye edilmeye başlandı. Büyük balıkların küçüklerini daima yediği bir yapıydı bu… Sonra baktık ki balık bile kalmamış. Gelsin ‘’İthal balıklar’’!!!
  • Dünya doksanlarda çok önemli bir dönem yaşadı. Sosyalist rejimler çöktü. Yeni bir yapılanma dönemi yaşandı, bir çok  ‘’Devlet’’ kuruldu. Enerji kaynaklarının yönetimi değişti. Ya da değişir gibi oldu. Ancak Batı’nın güçlü ülkeleri ve desteklediği ‘’Büyük’’ şirketler önemli kaynakları 30-40-50 yıllık sözleşmelerle işletmeye başladılar… Buna yinede ‘’Piyasa ekonomisi’’ demeye devam ettik…
  • Ne olduysa 2000’li yıllarda oldu. İnternet denilen başlangıçta kimsenin pek de ciddiye almadığı ve sonuçlarını düşünmediği bir olgu Dünyayı sardı, sınırları kaldırıverdi. Şeffaflık ortaya çıktı, gizlilik kalmadı. Herkes her şeye, her yere bir tık ile ulaşabilir oldu. Bankacılık, ticaret, haberleşme, “Telgrafın telleri” misali “tık”lanarak mümkün oldu. Tüm tecrübeler paylaşılır oldu.
  • ‘’Hayat tecrübedir’’ denilir ancak tüm tecrübelere rağmen:
    1. Hukuk sistemimizi adaletli bir şekilde kuramadık.
    2. Ekonomimizi güçlü hale getiremedik, krizler yaşadık.
    3. Gelir dağılımını sağlayamadık.
    4. Eğitim sistemimizi kalıcı hale taşıyamadık.
    5. Güvenli bir yaşama ortamı sağlayamadık.
    6. 15-20 yıllık piyasa ekonomisi tecrübesi olan kuzey komşularımızın tamamı, kayıt dışılık, vergi, ticaret kanunu gibi konuları çözerken biz hala çözemedik.
    7. Kayıtdışılık, kdv, vergiler ve ticaret kanunu hala önemli sorun olmaya devam ediyor.
    8. 34 yıllık meslek hayatımda ‘’Hah işte oldu’’ işimi güzel yaptım ‘’Bedelini de aldım’’ diyemedim!!!
    9.  Ne olursa olsun, ülkemizin gelişmesi, insanlarının barış içinde iyi yaşaması, birbirini sevmesi, gençlerimizin çağdaş, bilinçli, cesur ve vatansever olarak yetişmesi için hiçbir bedel almadan birçok çalışma yaptım. Ancak iki kıta arasında köprü olan, medeniyetlerin beşiği ülkemde sıkıntılarımızı, sorunlarımızı çözemedik; Kaybolan nesiller gördük.
  • Bir ticaret kanunumuz bile yok. Var da ne olacağı belli değil. Her kafadan ses çıkıyor. Bende bu koroya katıldım. 05 Mayıs 2012 Cumartesi günü, Kumburgaz Artemis Marin Princess de Türk Ticaret Kanunuyla ilgili seminer vereceğim. Katılmanızı dilerim.

Çorbada tuzumuz olsun istedim. Ancak,

-          Sorunları çözer miyiz?

-          Ekonomiyi düzeltir miyiz?

-          Adaleti sağlar mıyız?

-          Vergiyi, haksız rekabeti, gelir dağılımını çözer miyiz?

-          Kişisel ve toplumsal güvenliğimiz tam mı?

-          Saymayayım, Peki neden?

Neden? Neden? Neden?

Suçumuz Ne?

-          Sorunları olsa da bu güzel ülke de doğmak ve onun için çalışmaktan başka!!!

Diğer Makaleler...

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player